www.misircarsisi.nerededir.com
 
ne@nerededir.com
 

> Sultanahmet Nerededir ?

> Kapalıçarşı Nerededir ?

> Taksim Nerededir ?

> Ağva Nerededir ?

Attığınız adımlarda kokusunu duyar, ritmini dinlerseniz yaşamın. Kendinizi, İstanbul'un tarihi dokularına bıraktığınızda geçmişin izleri belirmeye başlar usul usul, siz dinlemeyi bildiğiniz sürece onlar anlatır. İstanbul geçmiş yaşamların izlerini biriktiren bir kent. Bugünkü yaşamla içiçe geçmiş eski yapılarıyla geçmişle bağları çok sıkı. Ne kadar batılılaşsa da kökleri doğuya uzanan, her daim ezan sesiyle yıkanan mistik bir kent; camileri, yüzyıllardır ayakta kalan ve halen kullanılan çarşılarıyla. Orada, tarihin katmanlarına tanıklık etmek ve onlardan birinin içinde olduğumuzu, aynı sürece hizmet ettiğimizi hissetmek için çok uzaklara gitmeye gerek yok, sadece çevreye gören gözlerle bakmak yeterli. Eminönü Yeni Cami yanındaki Mısır çarşısı, bunun için iyi bir seçim diye düşünüyorum?

Eminönü'nde uçuşan güvercinlerin arasından hızla yürüyüp geçmeden, anları sindirererek, yapıları okuyarak Mısır çarşısına uzanan kısa bir yolculuk, bu şansı tanıyor. Mısır Çarşısı, kapısından girdiğim anda baharat kokulu atmosferiyle beni yakalıyor. Bu dünyaya girip, kendimi çarşının ritmine bıraktığımda, 300 yıllık geçmişin çevremi sarmaladığını duyumsuyorum... Aynı anda keskin kokular bana nerede olduğumu hatırlatıyor. Çarşının orta yerinde hareketsiz dururken, üzerimde uzanan kubbeli yüksek tavanların altında akan zamanın orta yerinden doğrultur gibiyim bakışlarımı... İki yanımdan çeşit çeşit insanlar akıyor, ellerinde poşetlerle alışveriş yapan kentliler, boyunlarında fotoğraf makinalarıyla yerli ve yabancı turisteler, çarşaflı kadınlar, farklı kesimlerden yaşlılar, gençler... Bunlara bir de çarşı esnafı eklenince rengarenk bir kültür mozayiği ortaya çıkıyor. Tabii hemen hemen gittiğimiz her turistik yerde görmeye alıştığımız Türkiye baskılı kupaları, tişörtleri, hamam setlerini, elma çaylarını ve size lokum ikram etmek için yarışan esnafı da burada bulmak mümkün. Ama bunların ötesinde duran, burayı mısır çarşısı yapan bir başka koku, bir başka doku var. İstanbul'da, büyük camilerin çoğunun çevresinde, medrese, imaret gibi yapılarla birlikte çarşılar da inşa edilmiş. Cami külliyelerine dahil olan ve 'arasta' diye adlandırılan bu çarşıların bir kısmı Osmanlı?nın son dönemlerinde, önemli bir kısmı da İstanbul'daki Cumhuriyet sonrası altyapı çalışmalarında yıkılmış. Ancak Mısır Çarşısı, eski özelliğini bir ölçüde koruyarak varlığını sürdürebilmiş. İstanbul çarşıları genellikle aynı tür malları satan esnaf ve tüccarların toplandıkları yerlerdir. Kuyumcular Çarşısı, Bakırcılar Çarşısı gibi... Mısır Çarşısı ise aktar dükkanlarının ve pamukçuların toplu olarak bulunduklan bir yermiş.

Çarşının bugünlere uzanmasının değişim öyküsü ise şöyle:

Mısır çarşısının yerinde, Bizanslılar devrinde 'Makron Emvolos' ismiyle bilinen bir kapalı çarşı bulunuyor ve semtte yahudiler oturuyormuş. Çarşının yapılması ile, yahudiler buradan Balat semtine nakledilmişler. Yeni Cami külliyesi olarak yapılan, İstanbul'un ikinci büyük kapalı çarşısı Mısır Çarşısı'nın, inşasına Padişah 3.Murat'ın eşi ve padişah 3.Mehmet'in annesi olan Safiye Sultan'ın talimatı ile 1597 yılında başlanmış. Zamanımıza ulaşan tarihsel eserlerden biri olan Osmanlı tarihinde yapımı en uzun süren cami olarak tanınan (60 yıl) Yeni Cami'nin temeli mimar Davut ağa tarafından atılmış. Ancak bir sene sonra, mimar Davut Ağa'nın ölümüyle caminin devamı için getirilen baş mimar, Dalgıç Ahmet Çavuş inşaatı sürdürmüş. 1603?te 3.Mehmet'in ölümü ve Safiye sultanın eski sarayda oturmaya mecbur edilmesi, yeni cami inşaatının yüzüstü kalmasına neden olmuş. Daha sonra, 4.Mehmet'in annesi Hatice Turhan Sultan Yeni Cami'yi baş mimar Mustafa Ağa'ya tamamlatmış ve buraya bir de yeni cami külliyesi olarak çarşı inşa etmesini istemiş. Böylece bugün hala müşterilere hizmet eden Mısır Çarşısı, Mimar Mustafa Ağa'nın eseri olarak, 1664 yılında tamamlanmış.

Yeni cami külliyesine dahil olan mısırçarşısı, sonradan ilave olmayıp, cami ile birlikte yapılmıştır. O zamandan beri, çarşı ve etrafında bazı değişiklikler olmasına rağmen, mısır çarşısı temel özelliklerini koruyarak şimdiki durumunu almıştır. Mısır çarşısının başına gelen yangınlar, çarşının bugünkü halini almasında çok etkili olmuş. Tek bir eşyanın bile kurtarılamadığı, 24 saat süren 1691 yangınından sonra, 1940 yıllarında geçirdiği iki büyük yangında da önemli ölçüde hasar gören çarşı eski görünümünü tamamen kaybetmiş. Son şeklini 1943 restorasyonunda alarak yeniden esnafa açılmış; tarihsel görünüşünü bir ölçüde kaybederek, bugünkü duruma gelmiş.

Kubbesi Kapalıçarşı'ya oranla daha yüksek olan Mısır Çarşısı'nın planı L biçiminde olup, bugün bazıları kullanılmayan 6 kapısı var. Çarşının yapımında kesme taş, tuğla ve moloz taş kullanılmış. Mısır çarşısı arasta düzeninde bir yapı. Çarşının, girişleri karşılıklı, simetrik ve düzgün olan hücreleri üstü kapalı sokağa bakıyorlar. Uzun kolda, karşılılı olarak 23'erden 46, kısa kolda 18'erden 36 eyvan ve dükkan ayrıca iki kolun birleşme bölümünüde 6 eyvan ve dükkan ile birlikte çarşıda 88 dükkan bulunuyor. ?u anda dışta bulunan 17 dükkan ile birlikte ise bu sayı 105'i buluyor. İki kolun birleşme bölümünün orta kısmı ise çarşının dua meydanını oluşturuyor. Burada asma bir ezan yeri de yapılmış.

> Video Teknolojili Firma Rehberi

> Video Teknolojili Otel Tanıtımı

> Video Teknolojili Dersane

> Video Teknolojili İşletme Tanıtımları

> Video Teknolojili Bireysel Mesaj

İstanbul'u ziyaret eden yabancı araştırmacı, ve yazarların pek çoğu çarşılarından bahsederler seyahatnamelerinde.. Dünyaca tanınmış İtalyan edibi Edmond Amicis'in seyahatnamesinde de Mısır Çarşısı'nı anlatan bölümler, çarşının o yıllardaki durumu konusunda oldukça fikir veriyor: '..yola devam edince, kemerli ve asma dallarıyla tezyin edilmiş eski bir kapının altından geçilir. Ve ortasından uzun, düz, üstü örtülü tıklım tıklım insan sandık, sepet, çuval, eşya dolu loş dükkanlarla çevrilmiş bir yol geçen kargir bir binanın karşısına gelinir. İçeriye girer girmez, insanın burnuna öyle keskin bir nebat kokusu çarpar ki, neredeyse gerisin geriye dönülür. Burası Hindistan, Suriye, Mısır ve Arabistan'dan gelen her türlü baharatın toplanarak, odalıkların ellerini yüzlerini boyayayan, evlere, hamamlara, ağızlara, sakallara ve yemeklere güzel kokular veren, asabi paşalara kuvvet kazandıran, bedbaht zevceleri yatıştıran, tiryakileri uyuşturan, muhteşem şehre hayal, sarhoşluk ve keyif dağıtan esans, hap, toz, merhem haline döndüğü Mısır Çarşısıdır. Çarşıda biraz yürüyünce insan sersemlemeye başlar ve hemen uzaklaşır oradan; fakat bu sıcak ve ağır havayla, sarhoş edici kokuların tesiri, açık havaya çıkınca bile, bir müddet devam eder ve zihninizde Şark'ın en mahrem ve en manalı izlerinden biri olarak dipdiri kalır'.

Bina önceleri medrese olarak kullanılmış, burada yaşayan öğrencilerin ayaklanması üzerine ise çarşıya çevrilmiş ve XVII. yüzyıldan başlayarak ticari hayatta çok önemli bir yer tutmaya başlamış. Bina çarşı haline getirildikten sonra, aktar ve pamukçulara tahsis edilmiş; 6 kapısından 3 tanesi (Balıkpazarı, Hasırcılar ve Ketenciler) aktarlara diğer 3 tanesi, (Yenicami, Haseki ve Çiçek Pazarı) pamukçulara ayrılmış. Mısır Çarşısı'nın kurulmasıyla, şehrin degişik yerlerinde bulunan aktarların büyük kısmı burada toplanmış. Bu dönemde çarşıda bulunan 100 dükkandan 49 tanesi aktarlara, geri kalanı ise pamukçu ve yorgancı esnafına verilmiş. Aktarlar, yani baharat ve şifalı bitkiler satan bu kişiler bir anlamda o dönemin eczacılarıymış... Çeşitli hastalıklara ve ağrılara iyi gelen ilaçlar hazırlayarak, uzmanlık dallarını belirtirlermiş.. Aktarlara ait olan dükkanlar iki kısımdan oluşmaktaymış. Önde ahşap peyke halinde satış yapmaya ve drog kaplarını sıralamaya yarayan kısım, arkada ise depo ve imalathane olarak kullanılan kısım. Eyvanın arkasındaki oda ise aynı zamanda depo olarak kullanılır, müşteri bu kısma girmezmiş. Günümüzde ise eyvan ile hücre arasındaki duvar kaldırılmış, Bodrum kat büyütülmüş ve dükkanlara asma kat yapılmıştır. Günümüzde müşteriler içeriye kadar rahatlıkla girebiliyorlar. Eskiden geceleri dükkanların önleri ahşap kepenkler ile kapatılır, dükkanların önlerinde ahşap süslemeler bulunurmuş. Droglar ise özel biçimli kavanoz, toprak çömlek veya teneke kutularda saklanırmış. Bazı dükkanlarının üzerinde asılı olan Yangın kulesi, küçük bir kayık, devekuşu yumurtası gibi bir takım alamet-i farikalar halkın istediği dükkanı kolaylıkla bulmasına yardım edermiş. Farklı biçimlerdeki bu semboller, bazen uğurlu oldukları düşünüldüğünden, bazen de dükkanın kolaylıkla tanınmasını sağlamak için asılırmış. Ayrıca bu "simgeler", dükkanın kuleli, makaslı, püsküllü, fenerli dükkan gibi, isimler almasını ve hatta sahiplerinin de Püsküllü Hüsnü Efendi gibi simgesiyle anılmasını sağlarmış.

17 yy ilk yarısına ait bazı belgeler ilk devirde çarşıya 'valide çarşısı' veya 'yeni çarşı' isimlerinin verildiğini gösterse de, burası yüzyıllar önce Mısır üstünden gelen baharatların satıldığı bir merkez olduğundan, 18.y.y. ortalarından sonra ?mısır çarşısı? adı yerleşmiş ve çarşı bu ismiyle günümüze dek yaşamıştır.

Mısır Çarşısı'nın kapıları da, zamanla değişen isimleriyle Eminönü Kapısı, Balıkpazarı Kapısı, Ketenciler Kapısı, Çiçekpazarı Kapısı, Yenicami Kapısı, Bahçe Kapısı olarak bugüne dek taşınmıştır. Tıpkı Kapalıçarşı'da olduğu gibi, Mısır Çarşısı?nın da iki ana kapısı Eminönü ile Sultanhamam arasında bağlantı kurar. Yan kapıları ise Yeni Cami, Tahtakale, Mercan, Yemiş İskelesi ve Süpürgeciler'e çıkış verir.

Zamanla mısır çarşısı aktarlarının düzeni bozulmuş, esnaf ilaç yapımında kullanılan droglar yanında, kendilerince hazırladıkları bazı ilaçları, afyon ve esrar gibi uyuşturucu maddeleri ve barut gibi patlayıcı ve yanıcı maddeleri de satmaya başlamışlar. Bazı aktarların yanlış ilaç vermesiyle, yasaklanmaları istenmiş... Böylece 19.yy. sonlarında eczaneler ile aktarlar arasında büyük rekabet meydana gelmiş. Eczacılar, İstanbul'daki bütün aktar dükkanlarının kapatılmasını istemiş. Bu dönemde aktarlığın kaldırılmasını önleyen bir nizamname yayımlanmış ve aktarların bazı bitkisel maddeleri satmaları yasaklanmış. 1.Dünya savaşı sırasında sıklaşan kontroller ile, mısırçarşısı 'ilaç pazarı' niteliğini tamamen kaybederek, bir baharat çarşısı haline gelmiş. 1940 yılında çıkan yangın sonrasında ise tekrar açılırken dükkanlar her çeşit esnafa kiralanmış. Böylece aktar dükkanları hızla azalmış, bunların yerine kuyumcu, kasap, kuruyemişçi, manifaturacı, kunduracı dükkanları açılmış. Bugün mısır çarşısında aktarlar değil baharatçılar; ayrıca kasap, bakkal, kuyumcu gibi değişik esnaf bulunuyor. Ancak bu durum Mısır Çarşısı?nın tarihsel özelliğini değiştirmiyor. Burası, tarihi boyunca her derde deva olmuş kurutulmuş bitkilerin, çeşit çeşit otların ve yüzlerce tür baharatın buluştuğu dev bir pazar. Doğal ürünlerin dünyada keşfedilmeye başlanması henüz çok yeni olmasına rağmen, Anadolu, yetiştirdiği Lokman Hekimleriyle, bitkilerin şifalı gücünü Mısır Çarşısı üzerinden yüzlerce yıldır dağıtıyor.

Eskiden Mısır Çarşısı'nda satılan maddelerden bir çoğunu bugün bulamıyoruz. Ama Mısır Çarşısı hala piyasada bulunmayan ürünlerin aranabileceği alternatif bir adres olarak, binbir çeşit baharatla beraber akla geliyor.

Bugün Mısır çarşısı, dükkan kapılarında asılı patlıcan, kırmızı biber, dolma, bamya kuruları, çarşıya kokusunu veren, içleri rengarenk baharatlarla dolu çuvalları, Kayseri pastırmaları, çemeni, zerdalisi, peyniri, kuru yemişleri, kuvvet macunları, sabunları, balları, pekmezleri, şifalı bitkileri, cezeryesi, çayları, safranı, arı sütü, kınası, kekik suyu, ısırgan yaprağı ve endüstriyel lezzetleri kabullenmeyenler için bir alternatif olarak beliren 'çiftlik' yapımı. ürünleri ile geleneksel özelliklerini kolay kolay yitirmeye pek de niyetli görünmüyor. Mısır Çarşısı geçmişte olduğu gibi, bugün de, dışarıdan bir göz için, Doğu'nun kokularını Batı'ya taşıyan yer olma özelliğini koruyor. Geçmişte, bilinmeyen diyarlardan gelen büyülü lezzetlerin yeri, artık bu misyonunu kaybetse de, hala doğu kokan mistisizmini solumamızı sağlıyor. Eminönü?nde ezan sesiyle yıkanan atmosferiyle, mısır çarşısını camiler arasında bırakarak uzaklaşırken, uçuşan güvercinler eşiliğinde içinizde baharat tadında duygular götüreceksiniz.